• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/katilimanaliz/
  • https://plus.google.com/u/0/100486011211831660464
  • https://twitter.com/katilimanaliz
Ayetlerle Baş Başa
Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz. (Âl-i İmran 3/130)           Men edildikleri halde faizi almalarından ve haksız (yollar) ile insanların mallarını yemelerinden dolayı içlerinden inkâra sapanlara acı bir azap hazırladık. (Nisa 4/161). 
Anket
Herhangi bir katılım bankasında hesabınız var mı?
 Türkiye İslami Fintech Ekosistemi Haritası
  Sosyal Medya

Süleyman KONUR

Süleyman KONUR
suleyman.konur@katilimanaliz.com
Unutulan Değerimiz: Para Vakıfları
01/09/2018

Unutulan Değerimiz: Para Vakıfları


Türk toplumunun ürün ve hizmet üretme gücünü büyütme yanında, faizsiz finansman sisteminin de öncü kuruluşlarından olan para vakıfları İslam Medeniyetinin en büyük başarılarından biri olmuştur. Bizim kültür ve ekonomi tarihimizde vakıf vazgeçilmez bir yer tutar.

 

İslam dünyasında ilk vakıf Hz. Peygamber tarafından Medine''de kurulmuştur.  İslamiyet’in doğuşuyla birlikte sosyal adalet kavramı gittikçe kuvvetlenmiş, Peygamber Efendimizin yönlendirmeleri sonucunda birçok vakıf kurularak toplumsal barışın sağlanması amaçlanmıştır. Bu bağlamda Osmanlı gerçek bir vakıf medeniyetidir. Eğitimden ticari hizmetlere kadar değişik alanlarda kurulan vakıflarla, toplumun üretim gücü sürekli canlı tutulmaya çalışılmıştır.

 

            Hayatın içine hemen her alanda giren Vakıfların bir kolu da ticari yaşamla iç içe olan Para Vakıflarıdır... İnsanların borçlanma ihtiyaçlarını karşılamaları için kurulan bu vakıfların çalışma usulleri, faiz hassasiyetinden ötürü İslami açıdan sorgulanmıştır. Zamanın ileri gelen ulemasının ciddi tartışmaları sonrasında çizilen sınırlar içerisinde para vakıflarının faaliyet göstermeleri uygun görülmüş ve birçok kişi bu vakıflar üzerinden edindikleri kaynaklar ile ticari yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Para vakıfları kuruluş dönemi sıkıntılarını aşıp, ulemadan onay aldıktan sonra yaygınlaşmış ve yirminci yüzyıla kadar varlıklarını sürdürmüşlerdir. 1950’li yıllara kadar çeşitli adlar altında çalışmalarını sürdüren Para Vakıfları daha sonra yapılan yasal düzenlemeyle banka çatısı altında toplanmışlardır.

 

Para vakıfları, bir gayrimenkul malın değil de belirli bir paranın vakfedilmesiyle oluşan vakıf türleridir. Bu vakıflarda pa­ra, “mütevelli heyeti” olarak adlandırılan ilgili sorumlu kişiler tarafından işletilir, elde edilen kar, vakfın kuruluş amacına göre harcanır. İşleyiş açısından para vakıflarının gayrimenkul vakıflarından pek farkı yoktur. Bu vakıfların ilk ne zaman ortaya çıktıklarına ilişkin resmi bir bilgi olmamakla birlikte, Osmanlılara özgü bir araç olduğu belirtilebilir. Dolayısıyla Osmanlı dönemi ilk para vakfı örneklerine II. Murat, Fatih Sultan Meh­met dönemlerinde rastlanmaktadır.

 

Para Vakıfları, vakfedilen paraları; Karz-ı Hasen (Faizsiz borç verme), Bidaa, (Hayır amacıyla paranın işletilmesi ve sonucunda kar ve anaparanın vakfa verilmesi) Mudarebe, (emek-sermaye ortaklığıyla işletilme) Murabaha, (peşin para ile mal alıp vadeli satarak kar elde edilmesi) istiğlal(paraya ihtiyacı olanların menkul ve gayrimenkulünü vakfa satarak, bunları vakıftan kiralaması ve borcun ödendikten sonra mülkün geri alınması bir nevi “sellandleaseback” halen uygulanmakta olan) ve muamele-i şeriyye (kâr karşılığı kredi verilmesi ) yöntemleriyle işletmiştir. Bu yöntemlerden en çok kullanılanı sonda sayılan muamele-i şeriyye yöntemi yani borç, kredi verme uygulamasıdır.

 

Kredi işlemlerinde gayrimenkul rehni alındığı gibi şahsi kefalet de kabul edilmiştir. Kredi işlemlerinin yarıdan fazlasının 500-1000 akçe arasında olması, 5000 akçenin üzerinde işlem sayısının çok az olması genellikle orta ölçekli firmaların, şahısların ve esnafın kredilendirildiğini gösteriyor. Borç verme işlemlerinde vade genellikle bir yıl olmuş, zorunlu olunursa süre uzatılmıştır. Ondokuzuncu yüzyılda 42.120.200 akçeye ulaşan nakitlerin gelirleri, (para vakıflarındaki) toplam tüm vakıf gelirlerinin yaklaşık %32’sine kadar yükselmiştir.

 

Para vakıfları, Osmanlı toplumunun ürün ve hizmet üretme gücünü büyütme yanında, faizsiz finansman sisteminin de öncü kuruluşları olmuşlardır. 20.yüzyılda uygulamaya konu olan “İslam Bankacılığı” uygulama yöntemlerinin büyük çoğunluğunu bu kurum uygulamalarından almıştır. Nitekim Sn. Murat Çizakça da “Risk Sermayesi” uygulamasının İslami bankacılığa daha uygun olduğunu ifade etmiştir..

 

Bu vakıfların en önemli faaliyetlerinden biri, günümüzde, yeni kurulmuş şirketlere yatırım yapan melek yatırımcılar gibi küçük ve orta ölçekli şirketlere ihtiyacı olan finansmanı sağlayarak ekonomiyi ve istihdamı büyütmekti. Para vakıfları genellikle yüzde 10-15 arası kâr beklentisi ile çalışıyor, İslami finansmanla iş yapıyorlar, halkı ve işletmeleri yeraltında faaliyet gösteren yüksek faizli tefeci faizinden koruyorlardı. Osmanlı’nın sona ermesiyle beraber ne yazık ki 45 bin vakıf da aktif işlevini yitirdi. Türkiye 600 yıllık vakıf tecrübesinden gelen sosyo-ekonomik bilgi birikimi mirasını devam ettiremedi. Vakıfçılığın modern dünyada yeri olamayacağına inandık/inandırıldık. Türkiye dışındaki bazı merkezler, 1950’li yıllarda Osmanlı vakıf sistemini araştırdı, 21. yüzyılın şartlarına uyarlayarak Batı dünyasının kullandığı bağışçılık sistemini geliştirdi.

 

Para vakıfları bugün için gündemimizde yok. Ama “faiz” hâlâ, üstelik alabildiğine yoğun bir şekilde gündemimizde. Dolayısıyla yalnız dünü değil, bugünü de anlamak için; ya da bugüne nasıl gelindiğini anlamak için, “vakf-ı nukûd(para vakıfları)” gibi kurumların farkına varmamız gerekiyor. Kim bilir, tarihe gerçekten ibret nazarıyla bakmaya belki ancak o zaman başlayacağız.

 

Süleyman KONUR





657 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

İslam İktisadı'nda Dijitalleşme Stratejileri - 27/05/2019
Katılım bankalarının pazar payı henüz istenen seviye de olmasa da dijitalleşen finans sektörüne ayak uydurması ve öncüsü olabilmesi bakımından değerlendirildiğinde gerçekten de başarılı olduklarını görüyoruz.
Faizin Ekonomik ve Toplumsal Zararları - 19/12/2018
Sömürüye dönüşen bir zulüm aracı olan faiz, serveti yoksuldan alıp zengin kesime aktararak servet eşitsizliğini oluşturan bir araçtır.
İslam İktisadı'nda Dün-Bugün-Yarın - 03/03/2018
Gelecekti finansal krizlerden korunmak için "ahlaki" ve "insani" bir yaklaşım olan İslam İktisadı'na sahip çıkmak ve gereken önemi göstermek tüm Müslümanların sorumluluğudur.
İstikamet İdeal Genç - 09/01/2018
Bu nesiller, hedefleri yolunda milli ve manevi değerlerine bağlı, ahlaklı, etkin, girişimci, donanımlı, evrensel değerler ile kendi tarihinden aldığı değerleri harmanlamayı bilen birer gönül erleridir.
Katılım Analiz Dergisi
 Katılım Analiz Dergisi Haziran-2019
Aylık Haber Bültenimiz
Üye Girişi